mobesetv.blogspot.com.tr

mobesetv.blogspot.com.tr
Tüm dünyadan canlı webcam, mobese, 360° sanal gezinti,panoramik video ve görüntüleri

KIZILAY KAN BAĞIŞI

KIZILAY KAN BAĞIŞI
KAN ACİL DEĞİL, SÜREKLİ İHTİYAÇTIR !

Sunday, March 13, 2011

10 EYLÜL GAZIEMIRIN KURTULUSU

10 EYLÜL GAZIEMIRIN KURTULUSU
Ercan ÇOKBANKİR
Izmir civarindan gelen Rum milisleri içindeen göze batan Seydiköy ve Urlali milislerdir. Hükümet binasini, kislayi ve Türklere ait magazalari yagmalarlar. Çatismalar o boyuta varir ki Ingiliz Konsoloslugu’na isabet eden kursunlar nedeniyle Ingiliz askerleri silahla Rumlara karsilik verirler.

16 Mayis 1919 günü Aydin’a giden tren, Gaziemir’de Rum çeteler tarafindan silahlarla taranir. Kusadasi ve Söke Rumlari da bu ara ayaklanir. 17 Mayis yani Yunan askerlerinin Izmir’e çiktiklarinin ikinci gününde Urla, Çesme, Seferihisar ve Seydiköy, 20 Mayis’ta da Torbali isgal edilir. Yunanlilar buralari isgal ederken Italyan askerleri de Söke’ye girmistir. Savas müddetince gözden kaçmayacak bir olayda Adalar’da gözü olan Italyanlar buralari Yunanlilara kaptirmamak için gizlice hep Türkleri destekleyeceklerdir.

***

Kurtulus savasinda Seydiköy ile ilgili kayitlari ancak Genelkurmay Baskanligi arsivlerinde bulabilmekteyiz. Bu bilgiler 8/9/10/11 Eylül 1922günlerin ait bilgiler içinde geçmektedir.

“8.Tümen sehrin inzibat islerini ele almistir. Süvari Kolordusu’na, Seydiköy’e yaklasan Yunan kuvvetlerini yakalama emri verildi. Cumaovasi’ndan çekilen 3. Süvari Tümeni tarafindan takip edilen Yunan kuvvetlerinden 50 subay,300 er 4 top teslim alindi.

Seydiköy geri alinmadan Izmir geri alinmis olamazdi.

Çünkü Yunan tarihine geçmis Seydiköy’ün Rum Leventleri basli basina bir güçtü.

Özellikle Aydin tarafindan çekilmekte olan Yunan birlikleri, Seydiköy Rum Leventleri tarafindan kaçanlar durdurularak, yeni bir cepheyi Seydiköy’de açtilar.

Zafer ancak Seydiköy’deki Yunan güçlerinin temizlenmesinden sonra kazanilacakti.

Bu konudaki Genelkurmay kayitlarindan baska, emekli Albay Mehmet Ali Çatalyürek 9-10 Eylül 1922 harekatini anilarinda söyle anlatmaktadir;

“Biz 2. süvari tümeninin Binbasi Resat Bey komutasindaki 4’üncü alayini teskil ediyorduk. Bize hedef olarak Kadifekale gösterilmisti. Sokaklar arasindan kaleye çikarken bazi Ermeni ve Rum mahallerinden geçtik. Kaçamayan Yunan askerleri ellerinde silahlarla pencerelerde bekliyorlardi. Bunlara ‘ates etmeyin karismam yoksa’ diye bagirdim. Kaleye Türk bayragini diktik. Biraz sonra Binbasi Resat Bey’de alayiyla yetisti. Halk askerlerimize sarilarak ikramlarda bulunuyordu. Çizmelerimizi öpenler bile vardi. Savasin bittigini sandigimiz anda alaya emir geldi.

Aydin hatti istikametinden bir Yunan tümeni Izmir’e dogru geliyormus. Resat Bey bizi öncü olarak gönderdi. Derhal düsmanla temas kurduk ve oyalama taktiklerinde bulunduk. Onlarda makineli tüfeklerle 1200 metreden üzerimize ates açtilar. Bizim bir piyade tümenimizin yetistigini fark eden Yunanlilar Urla yoluna sapmak istediler. 8’inci tümenimiz yollarini kesince Yunan tümeni oldugu gibi teslim oldu.

Fakat Seydiköy’e yaklasan baska bir Yunan birligiyle savasmaya benim bölügüm tayin edildi. Oraya yöneldik. Bir manga askere öncülük yapan Ispartali Basçavus Süleyman Efendiyi ve bir eri burada sehit verdik. Yunan birligini de darmadagin ettik Gerek Manisa gerek Seydiköy savaslarindan dolayi bana takdirname verildi”.

Albay Mehmet Ali Çatalyürek’in anilarindan baska bir Seydiköy Savasi Genelkurmay kayitlarinda söyle geçer;

”10 Eylül günü meydana gelen olaylar su sekilde cereyan etmisti. Seydiköy dogrultusunda gönderilen bir süvari kesif kolunun 10 Eylül saat 08.00 de yazip kolorduya gönderdigi raporda ‘Büyük bir Yunan piyade birliginin bir batarya ile Gaziemir’den- Izmir’e gelmekte oldugunu bildiriyordu.(117) Az sonra Izmir Demiryollari idaresi de ayni bilgiyi geçmekteydi. 8’inci tümenimiz henüz sehre (Izmir’e) yeni girmis ve bu büyük sehrin disiplinini saglamaya çalisiyordu. Bu nedenle gelmekte oldugu bildirilen düsmana tek basina karsi koyacak miktarda kuvvet ayirmasi mümkün degildi. Kolordu ise yoldaydi. (Daha önceleri) Seydiköy’de konuslanan 3 birlik Seydiköy Mintika Komutanligi savas nedeniyle zaten dagilmisti. Sehrin içinde henüz Rum ve Ermeni evleriyle, kiliselerde saklanan birçok Yunan askeri, Ermeni ve Rum çeteleri yardim gelmekte olan Yunan birligi bu durumda Izmir’e girerse çesitli olaylar ve kargasa çikabilirdi.

18’inciYunan Alayi, beraberinde bir batarya ve Ödemis Bölge Komutanliginin bazi birlikleri takibinde oldugu halde 9/10 Eylül gecesini Cumaovasi Beldesi’nin Oglananasi Köyünde geçirir.10 Eylül sabahi öncü, yanci ve artçi tertibi olarak Izmir’e dogru yürüyüse geçti. Artçilar 07,30 da Oglananasi Köyü’nden geçiyordu.

Yunan birliginin 7-8 km. kadar dogusunda Hortuna (Yazibasi) Köyü dolaylarinda geceyi geçiren (Bizim) 3’üncü Süvari Tümeni de öncüsü ile, saat yedibuçuk sularinda Belenbasi- Buca yoluyla Yunan birligini arkadan çevirmek üzere hareket etti.

1’inci Kolordu Komutani, 2’nci Kolordu Takip Kolu ile kisladan kismen toplu bulunan iki taburu 135’inci Alay Komutani 5’inci Süvari Kolordu Komutani’na, Seydiköy’e en yakin tümeniyle gelmekte olan Yunan kuvvetlerini taarruz ve yok edilmesini emretti.

Bu bölgeye en yakin olan 2. Süvari tümeninin büyük kismi Güzelyali- Göztepe bölgesinde 4’üncü alayi Kadifekale’de idi. 4’üncü Süvari Alayi Komutani durumu daha önce gördügü için eli altindaki iki bölükte Kizilçulu (Sirinyer) Istasyonu civarinda mevziye girmesini emretti.

Tümen Komutani, alayin bildirdigi bu durum üzerine, kolordudan emir almadan bütün tümeni 20’inci Alay önde olarak Seydiköy dogrultusunda hareket ettirdi.

18’inci Yunan Alayi Izmir’in Türkler tarafindan geri alindigini yeni ögreniyordu.

Saat oniki sularinda Kadifekale’ye (Yunan Alayi) topçu atesi açti.

Kadifekale’deki 8’inci Tümen’in bataryasi da atese karsilik verdi.

4’üncü Süvari Alayi ile Yunan Alayi piyade atesi muharebesine girdi. Yunan Alayi bir bölügünü Buca Köyü sirtlarina diger birliklerini de batiya Izmir sosenin iki yanina mevzilendirdi. Kozagaç ve kuzeyindeki bataryasini emniyette bulundurmak üzere iki bölügü güneye karsi yerlestirdi.

2’inci Süvari Tümeni bataryasi ile 8’inci Tümen’in Kadifekale’deki bataryasi, Yunan bataryasini siddetli ates altina alarak kisa sürede susturdular.

Her taraftan siddetli taarruza geçilerek Yunan alayi hemen dagitildi. Yunanlilarin bati yaninda 2’inci Süvari Alayi’nin güneyden de 3’üncü Süvari Tümeni’nin ilerleyisi ile bozulan Yunan Alayi’nin çekilmesine meydan verilmedi. Sancagi ile dagilan Yunan Alayi teslim oldu. Çok az sayida er ve subay Çesme tarafina kaçabildi. Muharebe bölgesine gelen ve bütün birliklerin emir ve komutasini eline alan 5. Süvari Kolordusu Komutani, 20’inci Süvari Alayi’ni kaçanlari (Yunan askerlerini) kovalamakla görevlendirdi.

3’üncü Süvari Tümeni Izmir-Torbali batisindan geçerek Uzundere Köyü’nün ve Seydiköy’ün bati sirtlarina kadar ilerledi. 2’inci Kolordu Takip Kolu’da 31’inci Yunan Alayi’ndan 8 subayla 150 eri Seydiköy batisinda esir aldi. Kurtulabilen Yunan birlikleri Urla yarimadasindaki Çesme’den bindirme yapmak için 9/10 Eylül gecesi batiya çekiliyorlardi. Büyük bir askeri birligimizde ‘Seydiköy Mintika Komutanligi’nda tekrar konuslanarak görevlerine devam edeceklerdir.”

Izmir in kurtulusunu Genelkurmay kayitlarindan yazdiktan sonra, Giannes P.Kapses’in “Yitirilmis Vatanlar” adli eserinden derlemeler yapan Prof.Dr. Bilge Umar’in ‘Yunanlilarin ve Anadolu Rumlarinin Anlatimiyla Izmir Savasi” kitabindan aktarmak istiyorum.

Giannes P. Kapses’in ‘Yitirilmis Vatanlar’ kitabinin yazari, Izmirli yazar ve gazeteci Panteles Kapses’in ogludur.

”Gerçek daha da açikli idi. Zengin’is (henüz Ödemiste iken) Alasehir’in düstügünü haber alinca, akilsizca bir atilisla Izmir e dogru hizla ilerlemeye basladi, kaçmaya koyuldu. Acelesi öylesineydi ki, erlerini trenlere bindirmeyi bile beceremedi. Bu kisi,’hayalet ordu’ mensuplarindandi yani (Venizelos basa geçtiginde),kralci olduklari için isten çikarilmis, savas deneyimi edinmemis iken Kasim seçimlerinden hemen sonrasinda (kralcilar yeniden yönetime gelince) orduya dönenlerden biriydi.

“9 Eylül aksami, onu Cumaovasi’na geldi. Orada, Izmir’in de isgal edilmis bulundugunu ögrendi. Kapildigi panik, kendinden geçmis bir umutsuzluga dönüstü. Ordumuzun tarihinde hiç benzeri bulunmayan bir karar aldi. Hizla Izmir dogrultusunda harekete geçti ve önden kesif yapacak kisiler olarak borazanci erler yolladi. Bunlar, düsmana kendisinin teslim olma istegini ileteceklerdi. Savasa tutusmaktan korkuyordu. Kaçmaktan da korkuyordu. Tutsakliga düsmeyi kurtulus olarak görüyordu. Iste o zaman Bambakopoulos onu terk etti. Onu izlemesi emrini dinlemedi ve saldiriya geçme komutasi disinda ne olursa olsun bir ilerleme emrine uymayi, tutsakliga dogru yürüme emrine uymayi reddetti.

Zenginis’in erleri faciadan hiç haberleri yokken, sir saklamaz bazi kisilerden, teslim olmaya gittiklerini ögrendiler. Etraflari çevrilmisti. Hiç degilse onlara böyle söyleniyordu. En küçük bir umut yoktu. Böylece, o zamana kadar dipdiri olan moralleri perisan hale düstü. Savas deneyimi de bulunan bir birlik, birdenbire bir basibozuklar güruhuna dönüstü. Ve iste bu güruh Seydiköy’den geçti.

Seydiköy, Anadolu’nun saf Rum kalmis bir kösesiydi. Oradaki 17 bin nüfusun tek istisna olmaksizin tümü Rum’du. Hem de Rum’un sahanesi idi. Atalardan gelme gelenekleri olan konukseverlikleri ve zenginlikleriyle ünlüydüler. Yortina (giortina, bayramliklar) denen, çok degerli salvarlari ile taninirlardi. Türk yönetimi yillarinda, dindarca, bütün Hristiyan bayramlarini kutlamak gelenegini sürdürmüslerdi. Ulusal bayramlari da kutlamakta idiler, hatta,(1821 de Yunanlilarin Türklere karsi ayaklanma baslatmasinin yildönümü olan, Yunanlarin en büyük ulusal bayrami) 25 Mart’ida kutluyorlardi. Türkler onlara müdahale de bulunmaya cesaret edemiyordu. Neden, çünkü konukseverlikleriyle ve daha da çok zenginlikleriyle ünlü olduktan baska, Seydiköy, (Rumlar bu adi hep Sevdiköy olarak kullanmislardir) yigitlikleriyle de çok ünlü idiler.

Ordumuzun geldigini ögrenir ögrenmez Seydiköy’lüler yollara döküldüler. Onlari alkislamak için yola dökülmüs degillerdi, onlara cesaret vermeye çabaliyorlardi. ”Nereye gidiyorsun bre yigidim?”diye onlara bagiriyorlardi.”More(yavrum),Türklerden mi korkarsiniz?”diye öfkeyle onlara soruyorlardi.

Zenginis’in erlerinin Seydiköy den geçisi, eski Helen tragedyalarini animsatiyordu. Manzara öylesine acikli idi. Askerlerimiz, baslari öne egilmis, geçiyorlardi. Utançlarini saklamaya çalisiyorlardi. Arkalarinda sadece silahsiz köy erkeklerini birakiyor degillerdi. Türklerin delice öfkesine teslim etmek üzere kadinlari ve çocuklari da savunmasiz birakiyorlardi. Ve levent bedenli Seydiköy kadinlari evlerinin bahçe kapilari önüne çikmislardi. Bakislarinda, irkimizin bütün gururu vardi. Onlar, simdiki zamanin Spartali kadinlariydilar. Aglamadilar, dövünmediler. Küçümseyerek, geçmekte olanlara baktilar.

Ve askerlerimiz, baslarini daha da öne egdiler. Nasil inkar edeceklerdi,iste kaçmaktaydilar.

“-Durun çocuklar! Birlikte savasalim, durun.”

Orada kalabilmeyi ne kadar isterlerdi! Bu haysiyetsiz halin iskencesini çekmemek için canlarini verirlerdi. Ne var ki, güruhun içinden siyrilip ayrilabilmek için insanda çelik sinirler olmaliydi. Ve ayrica kalinsin, savasilsin, ama nerede? Kim(hangi komutan) tüm ordu geriye çekilmekte iken, yuvalarindan binlerce kilometre uzakta burada kalip da savaslarini bu bahtsiz yigitlerden isteyebilirdi?

“-Durun, çocuklar! Birlikte savasalim, durun.”

Hiç kimse onlari dinlemedi. O zaman askerlere yalvarmaya basladilar.

“-Yunanlilar, hiç degilse silahlarimizi bize birakin. Biz kaçmiyoruz, burada kalacagiz.”

Genç astegmen, gözleri yasla dolu,kendisinden tabancasini isteyen bir ihtiyara sarildi;

“-Bizimle gel ihtiyar, gel gemilere gidelim. Burada öldürüleceksiniz. Gel.”

Ama ihtiyarda yigit yüregi vardi. Sarsilmadan yerinde kaldi. Ve astegmen tabancasini ona verip, birdenbire, omzundaki rütbe isaretini yirtti. Bahtsiz yigit, yerli yerinde kalan ihtiyari orada birakirken o rütbe isaretini tasimaktan utaniyordu. Acaba böyle yapmasi kabahat miydi?

Seydiköylüler simdi bagis toplamaya geçtiler silah topluyorlardi. Dev gibi upuzun boylu bir çavus, sirtinda makineli tüfegini tasiyarak, yürüyüp gidiyordu. Köyün ileri gelenlerinden biri, bembeyaz sakalli bir ihtiyar, ona yaklasti ve onu durdurdu. Ama çavus onu tersledi

“-Çekil önümden ihtiyar, yigitlik taslamayi birak.”

Iste o zaman facianin doruk noktasina gelindi. Yasli Seydiköylü, çavusun sözlerine içerleyerek, çevredeki köy yigitlerine basiyla isaret verdi. Onun bu isareti üzerine, bizim askerlere (silahlarinizi bize verin diye)yalvarmakta olan delikanli köylüleri, askerlerin üzerine atildilar ve onlarin silahlarini ellerinden aldilar. Silahlar, onlara yakisirdi.

Seydiköylüler, irkimizin tarihine güzel bir sayfa yazmislardir. Yine de bugün birisi, kendi kendine sorabilir: ”Kendilerini kurban etmelerine deger miydi?”

Ordumuzun silahlariyla donanmis olarak, Türkler onlarin köyüne girmeye cesaret ettiginde, tek kisi kalmayasiya çarpistilar.

Çilgina dönen Nurettin (o zamanki meshur Izmir valisi) onlara karsi süvariler ve topçu gönderdi. Ve Izmirliler, bütün bir gün boyunca, Seydiköy çatismasinin gümbürtülerini duydular.

Ne yazik ki o çatismanin ayrintilari hiçbir zaman ögrenilemeyecek. O soylu Seydiköylüler’den, savasanlardan hiçbiri, neler oldugunu bize anlatabilmek için sag kalmadi. Öldürüldüler, hepsi de en sonuncusuna dek, özgürlükleri için çarpisirken topraga düstüler. Ülkelerinin Yunanligini, kanlariyla yazip mühürlediler.

Ayni gün, Seydiköylülerin çarpismakta oldugu sirada, Zenginis, kendi amacini gerçeklestirdi. 23 subay ve bin er ile,Türklere teslim oldu. Bu teslim olma neticesinde Türkler hemen, subaylarin tümünü ve onbasilarin,çavuslarin da birçogu Manisa’ya (oradaki esir kampina) gönderdiler. Orada bizim tutsak düsmüs diger subaylarimizda vardi. Ve hepsini,tek kisi birakmayarak, öldürdüler.”

***

Anlatim dokunakli, duygulandirici…

Kapses’in kaleminden adeta kan damliyor ama tutsaklarin Türklerce Manisa’da öldürüldügü iddiasinin baska bazi Yunan kaynaklarinda da yer almasina ragmen (örnegin Dido Soteriou, ’Benden Selam Söyle Anadolu’ya’ adiyla Türkçeye çevrilmis ünlü romaninda, 40 bin tutsagin Manisa’ya götürülerek orada kursuna dizildigini söylüyor.) Seydiköy Rumlarinin yigitligi üzerine anlatilanlar, kesin güvenle söylenebilir ki, yine Yunan okuyucularini duygulandirmak amaçli uydurmalardir. Yerli Rumlardan 35 bin gönüllünün de katildigi Yunan ordusu Anadolu’da ölüm kalim savasi verirken, güzel Seydiköy de keyif süren Rum köylülerin birdenbire tek kisi kalmayasiya çarpismaya heves edecek kadar yigitlestiklerine hiç kimse inanamaz.

Ayrica, yazar okuyucularini duygulandirmak için bir uydurma öykü ile Seydiköy Rumlarini yüceltmek ugruna, komutan Zenginis ile erlerine, sonuçta Yunan ordusuna iftira ediyor.

Çünkü bu kisilerin topu topu bir tugaylik kuvvetlerine ragmen, Izmir’e yaklasip da kentin Türkler elinde oldugunu (Kadifekale de dalgalanan bayraktan) ögrenince, ellerindeki 4 top ile kaleye ates açtiklarini, bütün Türk ordusuna karsi umutsuz bir savasa girdiklerini, üzerlerine süvari kolordusunun gönderildigini ve perisan edildiklerini, teslim olmayip, sag kalanlarin tutsak alindigini, onlari yüceltmek için gerçek disi anlatim vermesi hiç beklenmeyecek Türk kaynaklarindan, Özellikle de Süvari Kolordusu Komutani Fahrettin Altay’in kitabindan ögreniyoruz.

Tutsak edilenler, 50 den fazla subay ile 3 bin kadar er idi.

Daha si var.1922 öncesindeki Seydiköy nüfusunu Kapses’in “17 bin nüfusun tek istisna olmaksizin tümü Rum’du” diye anlatmasina ve Sia Anagnostopoulou’nun doktora tezinde nüfusun yine aralarinda tek Türk olmaksizin 25 bine çikarilmasina ragmen; özellikle Rumlarin büyük felaketine iliskin ayrintilari yansitmak için yayimlanmis olan Exodos adli kitapta Seydiköy’lü bir Rum hanimin anlattiklarina da yer verilerek bilgiler aktariliyor.”Kapses’in anlatimlari çok mübalagali olmalidir. Olaylari yasayan herhangi bir Türk olmadigi için biz Seydiköy ile bilgileri Genelkurmay yayimlarindan aktardik dogrusunu söylemek gerekirse abarti da görmedik. Kapses o gün yasanan olaylari biraz degil çok abartili anlatmis.Örnegin Kapses bundan sonra yine Bornova ile ilgili anlatimina dönüyor.”

Türkler bakire kizlari yataganla kesmekte iken bu hali görüp dayanamayan Xeros (Kuru)adli bir çete reisi ortaya atilmis. Bu kisi Seydiköy Rumlarindan efsaneler yaratmis bir yigit imis ve daha Izmir özgürlügüne kavusmadan o kendi özgürlügünü ilan etmis. Bornovali Rum delikanlilarin basina geçmis,Türk askeriyle çarpismaya girmis, sonunda direnenlerin hepsi öldürülmüs.”

***

Bu savas Türkler için ‘Kurtulus Savasi’ (çok anlamli bir ifade) olmustur. Yunanlilar için ise Kapses’in tabiriyle ‘Yitirilmis Vatan’ olarak kalacakti.

Türkler koca bir Imparatorluktan sonra Anadolu dedigimiz ‘Küçük Asya’ sinirlari içinde bu savastan sonra Türk devletini kurmuslardir.

Özgürce yasamak binlerce yil Anadolu topraklarinda yasamis Türk insanin da en tabii hakki olmaliydi.

Vatansiz ve bayraksiz bir ulus olamazdi.

Binlerce yil beraber bu topraklarda yasayan iki halk içinde Rumlar Emperyalist devletlerin oyununa gelmisti.

Neticesi elbette aci olacakti.

Anadolu da binlerce yil beraber yasamis, makalemizin basindan itibaren vurgulamaya çalistigimiz ayni kaptan yemek yemis, ayni müzigi dinlemis, ayni oyunlari oynamis bu insanlar oyuna gelmislerdir.

Özgürlük insanlar için bir yudum su, bir nefes hava kadar ihtiyaçtir.

Bu konuda çok seyler yazilabilir, konuyu daha fazla uzatmadan bu topraklardan kopan Rum kardeslerimizin savas sonrasi giderayak aglayarak söyledigi anilarla hala dillerdedir.

YOUTUBE VIDEO LIST

italya seyahat / tatil müzik esnaf youtube

MOBESE TV

Google+ Followers

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

MOBESE TV