mobesetv.blogspot.com.tr

mobesetv.blogspot.com.tr
Tüm dünyadan canlı webcam, mobese, 360° sanal gezinti,panoramik video ve görüntüleri

KIZILAY KAN BAĞIŞI

KIZILAY KAN BAĞIŞI
KAN ACİL DEĞİL, SÜREKLİ İHTİYAÇTIR !

Thursday, July 21, 2011

SİMYACI -ÖZET-

SİMYACI
     Santiago’nun ailesi rahip olması için onu papaz okuluna göndermişti. Santiago ise kendisine kalan boş zamanında babasına ait koyun sürüsünü otlatmaya götürür ve bu sayede Endülüs’ü geziyordu. Onaltı yaşına geldiğinde rahip olmak istemediğini, okuldan ayrılmayı ve gezginci olmak istediğini babasına söyler. 
        Bunun üzerine babası da, oğluna üç adet altın İspanyol parası  vererek oğluna “git, kendine bir sürü al ve en iyi şatonun bizim şatomuz ve en güzel kadınların bizim kadınlarımız olduğunu öğreninceye kadar dünyayı dolaş” deyip ve oğlunu kutsar.                                                                                                                         Santiago sırtında heybesiyle ve içinde de  yastık olarak başının altına koyduğu küçük bir kitabıyla yamçası vardı Babasının vermiş olduğu parayla bir koyun sürüsü alır ve bir gün sürüsüyle birlikte geldiği ıssız terk edildilmiş bir kilise önünde durup içeride birileri var mı diye bakar kimse yoktur bunu görünce koyunları içeri alarak kapıya birkaç tahta koydu kurt yoktu ama bir seferinde kayıp bir koyun için sabaha kadar dolaşmak zorunda kalmıştı. Uyudu rüyasında yine aynı rüyaları görmüştü  uyandıktan sonra bir yudum şarap içip uyumakta alan koyunlarını uyandırıp birkaç saat gezip koyunlarını yün dükkanına  götürür. Dükkan kalabalıktı, iş yoğundu ; bu yüzden , tüccar çobana ikindiye kadar beklemesini söyler. Bunun üzerine çoban gidip mağazanın önündeki kaldırıma oturur , heybesinden bir kitap çıkarır çobanların kitap okuduğunu bilmiyordum dedi yanı başında bir kadın sesi uzun saçlı , eski mağripli fatihleri  belli belirsiz anımsatan gözleriyle , tepeden tırnağa tam bir Endülüs kızıydı konuşan çoban koyunlar kitaplardan daha öğreticidir der ve iki saatte yakın sohbet ettiler çoban  ondan çok etkilenir yinede büyük düşünü gerçekleştirmek için gezmeye devam ediyordu şimdiden babasıyla konuşması aklına geliyor  güzel kadınlarla tanışmaya başladığını aklından geçiriyor  ama yinede “Papaz okuluna Tanrı’yı aramak için nasıl gidebilirdim”? Bazen sıkılıyordu ama yinede    kendi yazgısı doğrultusunda bir başka yolculuğa çıkıyor gidebildiği  kadar gidip geziyor  fakat sonu gelmiyordu. Koyunlarının kendisine yol göstermesine bir süre izin verse de sonunda ilginç şeyler keşfederek tekrar onların peşinde sürüklenmekteydi. Her gün yeni otlaklar değiştiği halde bazen mevsimlerin bile birbirine benzemediğini anlayamıyordu. Koyunların yiyecek ve sudan başka bir kaygıları yoktu.  akşam hava karardığında koyunları kurtlara karşı emniyete alacak müsait bir yer bulduklarında yatıyor ve sabah hava aydınlanıncada tekrar aynı şekilde gezmeye başlıyordu.
     Akşam yattığında ise uykusunda gördüğü rüyalardan da etkilenerek gördüğü düşün gerçekleşme ihtimalini yaşamını ilginçleştireceğini düşünüyor ve ona göre  hareket ediyordu. Bu rüyasında ise Mısır piramitlerinde büyük bir hazine olduğu bildiriliyordu.  Santiago ‘da rüyasını gerçekleştirmek için önce bir falcı kadına  gitmeye karar verdi kadın bir çingeneye benziyordu şimdiye kadar,  dolaşırken bir yığın çingeneye rastlayıp bu insanlarda dolaşıyor ama koyunlarla ilgilenmiyor söylenenlere bakılırsa işleri güçleri durmadan insanları aldatmaktı diye düşünüyor bu yüzden de çingeneleri hiç sevmiyor  onlardan korkuyordu.  Ellerini yaşlı kadına verdi bir titreme olunca  sonra hemen ellerini çekti ve rüyasını anlatır. Falcı kadın, kendisine tatmin edici cevaplar veremez, ancak bulacağı hazinenin onda birini kendisine vermesini ister. Bunun üzerine bir daha düşlere inanmamaya karar vererek oradan ayrılır ve yine koyunlarıyla dolaşmaya devam eder. Daha  sonra gittiği kasabada karşılaştığı  tuhaf giyimli yemek içmek dışında başka bir şey düşünmeyen ,misafirperver,akıllı bir kişiliğe sahip ve kendisini Salem kralı olarak tanıtan yaşlı adamla tanışır önce adam çobanın yanına vararak yoldan geçen insanları göstererek bunlar ne yapar diye sorar çobanda çok soğuk bir tavırla çalışıyorlar deyip  kitabı okumaya devam eder daha sonra bu yaşlı adam yorgun ve susamış olduğunu çobana söyleyip çobanın şarabından birkaç yudum içmek ister bunun üzerine çobanda şişeyi ona verip belki de onu rahat bırakmasını isteri ama yaşlı adam mutlaka gevezelik yapıp konuşmak isteğindeydi. çabanın  okuduğu romanın ismini sordu çobanda yaşlı adamın okuma yazma bilmediğini düşünerek kitabı ona doğru uzattı yaşlı adam hım edip kitabın çok sıkıcı olduğundan  bahsedince çoban yaşlı adamın okuma yazma bildiğini anlamıştı bundan sonra muhabbet karşılıklı olmaya başlıyor karşılıklı sorular geliyordu önce çoban hayatını anlatmaya başladı bitirdikten sonra çoban yaşlı odamın tuhaf giyisilerine bakıp onu Arap’a benzeti ama bu yörelerde olan üstü bir şey değildi bu  Tarifa’dan ancak birkaç saat uzaktaydı Afrika. Çoğu zaman kente alışveriş yapma için Araplar gelir çok tuhaf hareketler yaparak dua ederlerdi bundan etkilenerek nerelisin diye sorar yaşlı odam ise bir çok yerden diyerek geçiştirir çobanın ısrarı sonucu yaşlı adam peki ben de Salem’ de doğdum. Çoban Salem’in nerede olduğunu bilmiyor, ama bilgisizliğinden dolayı küçük düşmemek için de soru sormak istemiyor bir süre alana bakıp  nasıl bir yer Salem diye sordu sorusuna bir ipucu yakalamak için yaşlı adam ise her zamanki gibi her zaman nasılsa işte öyle deyip geçiştirir; ama bu söylediği bir ipucu değildi en azından Salem’ in Endülüs’ te bulunmadığını biliyordu. Yoksa, bilirdi bu kenti peki ne yapıyorsunuz salem ‘ de dedi yaşlı adam kahkahalar atarak Salem kralı olduğunu adının da  Melkisedek olduğunu söyleyip kaç tane koyunun olduğunu sorar çobanda yeterli kadar diye yanıtlar. Yaşlı adam onun hayatı hakkında daha fazla şeyler öğrenmek istiyordu öğrenmek içinde öyleyse bir sorunumuz var yeteri kadar koyunun olduğun sürece sana yardım edemem der bunun üzerine genç çoban içinde bir kızgınlık hissetmeye başlayıp hiçbir yardım isteği yokken kendisinden şarap isteyen, sohbet etmek isteyen, kitabıyla ilgilenen yaşlı adamdı. Kızgın bir halde o kitabı bana geri verin  deyip koyunlarının yanına gidip yola çıkmalıyım deyince yaşlı adam on koyunundan birini bana ver o zaman gizli hazineye gitmek için ne yapman gerektiğini söylerim dedi. Bunun üzerine genç çoban anımsadı ve her şey apaçık ortaya çıkmıştı. Yaşlı adam kendisinden para istemişti. Yaşlı kadında para istemişti kendisinden belki de bu adam o çingene kadının kocasıydı gerçekle hiç ilişkisi olmayan bilgiler için para sızdıracaktı bu da çingene olmaydı diye düşünür daha sonra onun gerçekten bir kral olduğunu anlayıp kendi amaçlarını anlatır. Yaşlı adam, onun aradığı bilgileri söyleme karşılığında yine  Santiago’nun sürüsünün onda birini vermesini ister. Sarayına davet eder ve çobanı bir teste tabi tutar. Yaşlı adam, Santiago’ya biri beyaz diğeri siyah olmak üzere iki adet gizemli taş verir ve siyah olanı “evet”, beyaz olanı “hayır” anlamını taşıyan bu taşları “zora düştüğün zamanlarda kullanırsın ancak kendi kararını kendin vermeye çalış” der.
      Santiago, kraldan ve  falcıdan aldığı işaretlerden sonra Mısır’a gitmek için koyun sürüsünü satar ve parasını cebine koyarak yola çıkar. Afrika’nın bir liman şehri olan Tanca’da kendisinin turizm danışmanı olduğunu söyleyen bir Arap çocuğu ile tanışır piramitlere gitmek istediğini söyler tam hazineden de söz açacakken bunun doğru olmadığını düşününüp Arap çocuk kendisini oraya götürmek için pay isteyebilirdi bunun üzerine yaşlı adamın henüz sahip olunmayan şeylere ilişkin öneriler konusunda kendisine söylediklerini anımsayıp rehber çocuğa  mümkünse beni oraya götürmeni rica edeceğim. Rehberlik ücretini öderim. Oraya gidebileceğim hakkında bir bilgin var mı diye sorup rehber çocuğun gözlerine baktı rehber çocuk ise koskoca Sahra çölünü geçmen gerek dedi. Bunun içinde çok paraya ihtiyacın var deyip yeterli kadar paran var mı? Diye sordu. Genç çoban bu soruyu biraz tuhaf buldu yinede onun yaşlı adama güveni vardı ve yaşlı adam ona, gerçekten bir şey yapmak istiyorsanız, bütün evrenin sizin yararınız için işbirliği yapacağını söylemişti . parasını cebinden çıkartıp yeni arkadaşına gösterdi. Arap çocuk bir şeylerden korkma hissi yaratarak bir kenara çeker ve Tanca’ nın Afrika’nın öteki yerlerine benzemediğini buranın bir liman şehri olduğunu  onun içinde çok hırsızın olduğunu belirtti  ve sahranın geçilmesi için deve almak gerektiğini söyleyip elindeki bütün paraları alıp çobanla  beraber pazara giderler. Fakat Arap    çocuğu paralarla birlikte kaçarak Santiago’yu bu şehirde parasız bırakır. Bunun üzerine Santiago para kazanmak için bir billuriyeci dükkanında çalışmaya başlar. Neredeyse çalışmaya başlayalı bir yıl olmuştu ne var ki  , onu tam anlamıyla mutu edecek bir iş değildi dükkan sahibi devamlı horuldanıyordu o da bir şeyler kırmamak için elinden geleni yapıyordu ne var ki dükkan sahibi çok adaletliydi. Sattığı ürünlerin belli bir komisyonunu  genç çobana veriyordu çobanın yaptığı hesaplamalar sonucu bir yıl daha çalışınca birkaç koyun alabilecek kadar parası olacaktı. Kader ise o daha işe gireli iki ay geçmeden dükkanın müşterilerini  arttırıp bir sene çalışmasına gerek kalmadan sadece altı ay çalışarak hem de birkaç değil dört beş tane koyun almayı sağlamıştır.    Billuriyeci ile ilişkilerini geliştirdikçe ikisinin de hayallerinin benzer olduğunu fark eder. Ancak billuriyecinin yıllardır hacca gidişini gerçekleştiremediğini öğrenir ve hayallerini geçekleştirmek için değişik yöntemlerle para kazanmasının  gerektiğini söyler. Kısa bir süre burada çalıştıktan sonra Santiago yeterli parayı kazanarak tekrar yola koyulur. Yolda bir yabancı ile karşılaşır. O yabancıda de simyacıyı aramak için çölü geçmek istemektedir. Birlikte bir deve kervanıyla çölü geçmek üzere yola çıkarlar. Genç çoban  çölü geçerken hayatla ve yaşamla ilgili birçok şey öğrenebileceğini düşünerek geçtiği yerlerde dikkatlice gözlemler yapar. Fakat  arkadaşının ise öyle bir sorunu yoktu o bütün zamanını kitap okumakla meşguldür.  Karşılarına çıkan  çok zorlu güçlüklerde kendi kişisel menkıbelerini aramak üzere  bu yola çıktıklarını düşünüyorlardı. Kendi kişisel menkıbesini yaşayan kimse  her şey bir sey içindir sonucuna varmışlardı.  Genç çoban  yüreğinin söylediklerini dinleyerek yola devam etti. Karşılaştıkları zorluklar karşısında hep kendi kişisel menkıbesine güvendi ve sonunda amacına ulaştı. Piramitler, bütün ihtişamıyla karşısında duruyordu. Piramitlere bakarak ağladı ve amacına  ulaşırken rastladığı insanlar için Tanrı’ya şükretti. Hazineye ulaşmak bütün gece boyunca kazarken de bir yandan da simyacının sesi geliyordu. Sabah gün doğarken piramitlere baktı. “Gerçekte kendi kişisel menkıbesini yaşayan kimseye karşı hayat cömerttir” diye düşündü. Piramitlerin de ona gülümsediğini hissederek yüreği neşeyle dolu olarak o da piramitlere gülümsedi. Sonunda hazinesini bulmuştu. Genç çoban uyandığında  koyun sürüsü ile birlikte geceyi geçirdiği eski, yıkık bir kilise bahçesindeki incir ağacı altındadır. Sabah uyandığında gerçekten bulunduğu yeri kazmış ve içi mücevher dolu bir sandık bularak rüyasında gördüğü ve Mısır’a piramitlere gitmeden düşlediği hazineye sonunda kavuşmuştur.  O  kadar sıkıntı ve zorluklar sonucu kişisel menkibesine ulaşmıştı. 

YOUTUBE VIDEO LIST

italya seyahat / tatil müzik esnaf youtube

MOBESE TV

Google+ Followers

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

MOBESE TV