mobesetv.blogspot.com.tr

mobesetv.blogspot.com.tr
Tüm dünyadan canlı webcam, mobese, 360° sanal gezinti,panoramik video ve görüntüleri

KIZILAY KAN BAĞIŞI

KIZILAY KAN BAĞIŞI
KAN ACİL DEĞİL, SÜREKLİ İHTİYAÇTIR !

Thursday, July 21, 2011

YERKABUĞUNUN HAREKETLERİ VE SONUÇLARI

YERKABUĞUNUN HAREKETLERİ VE SONUÇLARI

DEPREMLER HAKKINDA GENEL BİLGİLER
Deprem ve sonuçları yalnızca mühendisleri ilgilendirmez. Özellikle mal ve can kayıplarının büyük olduğu depremlerde, yalnızca depremden etkilenen bölge değil, tüm ülke ekonomik ve sosyal sıkıntılara girer.
 Depremden hemen sonra görülen, panik, kargaşa, üzüntü gibi durumlar zaman geçtikçe unutulmakta, sanki hiç bina yıkılmamış, hiç insan ölmemiş gibi, eskiden süren yanlışlıklar devam etmekte, yalnızca depremde yakınlarını kaybedenler ve yaralananlar acılarıyla, binlerce insan  ruhsal sorunlarıyla başbaşa kalmaktadır.
1999 Sakarya - Adapazarı depreminden sonra tabiki bir takım kararlar alınıp uygulamaya geçildi, ancak birçok şeyin değiştiğini söylemek fazlaca iyimser olur.
Bu nedenle alınan kararların takipçisi olmak, kontrolün kontrolünü sağlamak, “ yapanın yaptığı yanına kar kalıyor. “ halk deyimini ülkemizden silmek ana görevimiz olmalıdır.
Deprem olayının hem teknik hem de ekonomik ve sosyal boyutunun olduğunu yukarıda belirtmiştik. Bu kitapta olayın yalnızca teknik boyutu ele alınacaktır.
Ancak olayın teknik boyutuna girmeden önce deprem hakkında genel bilgiler vermenin yararlı olacağı inancındayız.
Dünyadaki deprem oluşumunu incelediğimizde Güney Amerika, Birleşik Amerika ve Kanada’nın sahil bölgeleri, anadolu, Orta Asya, Orta doğu ve uzak doğu bölgeleri ön plana çıkmaktadır.
Deprem diğer doğal olaylar gibi önceden haber vermez. Depremler kısa bir zaman içerisinde ve ençok 1 - 2 dakika sürmektedir. Esas sarsıntıyı takip eden artçı sarsıntılar en azından can kurtarma işlmlerini güçleştirirler.
Depremlerin süreleri yapıda oluşturacakları hasar bakımından önemlidir.

ODAK DERİNLİĞİNE GÖRE DEPREM
A.    SIĞ DEPREMLER
Merkez odak derinliği 0 - 50 km’dir. Sığ depremlerde deprem gücü dar alana tesir eder. Hasar alanı dar, ama o dar alanda hasar büyük olur.
B.    ORTA DERİNLİKTE DEPREMLER
Yerin 50 - 300 km derinliğinde olan depremlerdir. Büyük alanda etkili olurlar ve hasarları azdır.
C.     DERİN DEPREMLER
Yerin 300 - 750 km derinliğinde olan depremlerdir. Derinlik arttıkça depremin oluşma sıklığı azalır.
DEPREM NEDEN OLUR?


Bu ana katmanlar bir çizgiyle 3 parçaya ayrılmış şekilde bulunmazlar. Bu katmanlar yerküre yüzeyi boyunca kesin sınırlarla belirlenmemekle birlikte kimi yerlerde içiçe, kimi yerlerde üst üste bulundukları varsayılmaktadır. Örneğin yeryüzü ile manto arsında üst mantonun bir parçası olan “litosfer” vardır. Kalınlığı yaklaşık 200 km’dir. Şekil -3
Üst mantonun daha alt kesimlerinde ve ergimiş kayalardan oluşan magma tabakası vardır. Bu katmanda bulunan ergimiş kayalar ( ŞekilMuM) yerkabuğundan yukarı doğru çıkarak yeryüzüne ulaşırlar.
Dünyanın en iç ve en sıcak kısmı ise çekirdektir. Dünyanın merkezidir. Çekirdeği kömürün korlaşmış biçimine benzetebiliriz.
Bu bölümlerden en hareketli olan mantodur. Altındaki çekirdekten gelen 4500 OC ısının etkisiyle üstündeki levhaları harekete geçirir. Yer kabuğunu oluşturan bu levhalar, mantodaki sıcaklık ve basınç farkından dolayı sürekli hareket ederler( yılda 1 - 2 cm).


Mantoyu süte, sütün üstündeki bisküileri de levhalara benzetebiliriz.
Dünyamız günümüzden 540 milyon yıl önce Pangea adındaki tek bir kıtadan ve sulardan oluşuyordu. Bu büyük tek kıta, levha hareketleriyle kuzey ve güneye doğru ayrılarak önce iki büyük kara parçasına bölündü.
Hareketlilik hep devam ettiğinden, bu iki kara parçası birbirlerinden her yöne doğru ayrılarak günümüzdeki coğrafik şeklini aldı.

Bu levha hareket ettiğinde ona bitişik olan levhada hareket eder. Bu durum yer kabuğunda bazı değişikliklere neden olur.
Bir levha kayarak diğerine dayandığında, arada kalan kayalar sıkışır ve yerlerinden oynarlar ya da kırılırlar. Bu levhalar çok büyüktür. Şimdi bu levhalardan bazılarını tanıyalım.
Kıta sınırları ile levha sınırları her zaman birebir örtüşmez. Bir levhanın kapsadığı alan kara ve denizi kapsayabildiği gibi, sadece kara alanını ya da sadece deniz alanını kapsıyor olabilir.
Örneğin, Afrika levhası hem kara hem de deniz alanındadır. Arabistan levhası sadece kara alanını, Nazca levhası sadece deniz alanını kapsar.

DEPREM NASIL OLUR?
Levhalar kıpırdanıp yer değiştirmeye çalışırken birbirlerine takılırlar. Takıldıklarında birbirlerinin hareketini engelleyen levhalararasında sürtünme başlar. Levhaların birbirine sürtünmeleri sırasında büyük kaya kütlelerinin arasında kalan “fay” dediğimiz zayıf yerler zorlanırlar ve buralarda gerilme enerjisi birikir.
Zorlanma ve sürtünmenin etkisiyle kısa bir zaman içerisinde çok şiddetli bir kırılma, hareket ortaya çıkar. Oluşan ilk harekete “ana şok” ya da “deprem” denir. Şiddetli sarsıntının etkisiyle o bölgedeki yer kabuğunun zayıf diğer kısımlarının kırılmasına da “artçı şoklar” ya da “artçı depremler” diyoruz.
Deprem sırasında, depremin merkezinden dalgalar yayılır. Bunlara “ deprem dalgaları” diyoruz. Bunu suya bir taş attığımızda oluşan dalgalara benzetebiliriz. Deprem dalgalarının sudaki dalgalardan tek farkı, yayılımın her yöne (3 boyutlu) olmasıdır. Aşağı, yukarı, sağa, sola dalgalar içinden geçtikleri kayaları sıkıştırır ve gererler.

FAYLAR HAKKINDA GENEL BİLGİLER
Levha hareketleri, özellikle levhaların sınırları boyunca kayaçların sıkışmasına, gerilmesine, deforme olmasına ve birbirlerine göre kaymasına yol açmaktadır. Bu hareketlerin sonrasında kayaçların büyük kütleler halinde belli düzlemler boyunca kırılması durumu ortaya çıkabilmektedir. Bu kırılma olayına “faylanma” adı verilmektedir. Bu işlemde oluşan kırıklarda “fay” adını almaktadır.
Kendini gösteren kırılmanın şekline bağlı olarak farklı türlerde faylardan söz etmek mümkündür. Hareket eden parçalar birbirlerine göre yükseliyor ya da alçalıyorsa “normal” veya “ters atılımlı faylar” , farklı yönlere veya aynı yöne farklı hızlarda hareket ediyorsa, “doğrultu atılımlı faylar”  kendini göstermiştir.
Örnek olarak Kuzey doğu Anadolu fay ( KAF ) hattı sağ yönlü doğrultu atılımlı bir faydır.
AKTİF FAYLAR
Türkiye’miz, yrkabuğunun oluşması sürecindeki jeolojik oluşumun bir sonucu olarak riski yüksek bir bölgede bulunmaktadır. Gerek jeolojik çökme gerekse levha hareketlerinin çok yoğun olarak kendini gösterdiği bu bölge, Anadolu yarımadasının önemli parçalarını kapsamaktadır. Yüksek deprem riskinin en belirgin kaynağı olan jeolojik coğrafi oluşum bilindiği gibi fay çizgileridir. Biri 600km dolaylarında diğeri 1200km uzunluğunda Doğu Anadoludan iki adet çok etkin fay sürekliliğinin bulunduğu bilinmektedir.
Türkiye iki fay hattı boyunca, Kuzey Anadolu fay hattı (KAF) Doğu Anadolu fay hattı (DAF) kırılmakta ve batıya doğru hareket etmektedir. Bu iki ana fay oluşumu dışında Anadolu jeolojisi çok sayıda diğer küçük fayları da barındırmaktadır.
Bu faylara ek olarak ege bölgesinde çok sayıda ancak levha kısa kırıklarının yer aldığı bilinmektedir.
Arabistan levhasının Anadolu bloğunun altına batması nedeniyle ege bölgesinde ve ege denizinde güneye doğru genişleme sürekli olmaktadır. Bu nedenle, ege bölgesinin pekçok yeri faylarla kaplıdır.




DEPREMLERİN SINIFLANDIRILMASI
A - TEKTONİK DEPREMLER
Levhaların hareket etmesiyle, kayaların sıkışması, gerilmesi, deforme olması ve birbirlerine göre kayması ile oluşan depremlerdir.
B - VOLKANİK DEPREMLER
Volkanların  lav püskürtmeleri sırasında oluşan depremlerdir. Arzın derinliklerinde erimiş maddelerin yeryüzüne lav olarak çıkışı esnasında, fiziksel ve kimyasal olaylar sonucunda meydana gelen gazların yapmış olduğu patlamalardan bu deprem doğar.
C - ÇÖKÜNTÜ DEPREMLERİ
Yeryüzündeki çöküntülerden oluşur.Yeraltıdaki mağara, boşluklar, kömür ocakları gibi galerilerin çökmesi sonucu bu depremler olşabilir. Bu çöküntü depremleri yereldir ve küçük alanları etkilerler. Heyelanlardan da çöküntü depremleri olabilir.

UZAKLIKLARINA GÖRE DEPREM ŞEKİLLERİ
A - YEREL DEPREMLER: 100km’den daha az uzaklıktaolan depremlerdir.
B - YAKIN DEPREMLER: 100-1000km arasındaki uzaklıktaki depremler.
C - BÖLGESEL DEPREMLER: 1000-5000km arasındaki depremler.
D - UZAK DEPREMLER: 5000km ‘den daha uzak depremler.

BÜYÜKLÜKLERİNE GÖRE DEPREMLER
(m: Deprem magnitüdü=Richter ölçeği)
A - Mikro depremler 1.0 < m < 3.0
B - Küçük depremler 3.0 < m < 5.0
C - Orta depremler 5.0 < m < 7.0
D - Büyük depremler 7.0 < m 8.0
E - Çok büyük depremler  m > 8.0

ODAK DERİNLİĞİNE GÖRE DEPREM ÇİZGİLERİ

ODAK DERİNLİĞİ:
Merkez üssü ile merkez arasındaki uzaklıktır. Bu uzaklık hasar meydana getiren depremlerde 550km’den azdır. Bu derinlik azalırsa depremin yıkıcılığı artar. Depremde enerjinin çıktığı noktanın yeryüzüne en kısa uzaklığı depremin odak derinliğidir. Derinlik artarsa hasar azalır, depremin hissedilmesi daha geniş bir bölgede olur.
Odak derinliğine göre depremler şu şekilde sınıflandırılırlar.
A - SIĞ DEPREMLER:
Merkez odak derinliği 0 - 50 km’dir. Sığ depremler de deprem gücü dar alana tesir eder. Hasar küçük alanda çoktur. Uzak mesafelerden hissedilmez.
B - ORTA DERİNLİKTE DEPREMLER:
Yerin 50 - 300 km derinliğinde olan depremlerdir. Büyük alanda etkili olurlar ve hasarları azdır.
C - DERİN DEPREMLER:
Yerin 300 - 700 km derinliğinde olan depremlerdir. Derinlik arttıkça depremin oluşma sıklığı azalır.

DEPREMİN ÖLÇÜLMESİ
Depremlerin kaydedilmesinde kullanılan aletlere “sismometre” ve ya “sismograf” denilir. Sismograflar, yeryüzü ile en az bir temas yüzeyi olan bir sarkaca eklenen bir yazıcıdan ibarettir. Yazıcı düzeni yer hareketlerini kağıda kaydeder. 20 tondan ağır olan sarkaç depremden meydana gelen titreşimlerden hareket eder. Hareketin belli bir büyüklüğü geçmesi halinde sismograf çalışır. Buradan her türlü dalganın geliş zamanı, titreşim süreleri, merkez üssü, depremin büyüklüğü ve odak derinliği belirlenir.

DEPREMİN BÜYÜKLÜĞÜ RİCHTER ÖLÇEĞİ
Depremi anlama ve algılama yolundaki gayretler dizisindeki, belki de en önemli oluşumun, deprem dalgalarını ölçüp kaydedebilen aygıtların geliştirilmesi olduğu düşünülmektedir. Bu aletsel düzenekler yardımıyla, zeminin hareket noktası, depremin oluştuğu yer ve büyüklüğü saptanabilmektedir.
Bu ölçme düzeyinin geliştirilmesinde ve bağlantılı tanımlarına yüzyılın çok büyük jeofizikçisi Charles F. RİCHTER ‘in çalışmalarıyla ulaşılmıştır. Dolayısıyla deprem büyüklük ölçeğinin birimi “Richter” olarak adlandırılmıştır.
Depremin etkime alanlarında, depremin büyüklüğünün ölçülmesi, depremden ortaya çıkan enerjinin büyüklüğünün ölçülmesidir.

DEPREMİN ŞİDDETİ
Depremin büyüklüğü aletsel kayıtlarla saptanırken, depremin şiddeti yapılarda hasar büyüklüğünü belrler.
Depremin şiddetinin belirlenmesinde, yer sarsıntısı sonucunda oluşan maddesel hasarın boyutları belirlenir.
Günümüzde depremin şiddeti konusunda en çok “Mercalli şiddet ölçeği” kullanılmaktadır.
Max. 12 gözlemsel şiddet cetveline ulaşan Mercalli şiddet ölçeği aşağıda gösterilmiştir.
Deprem richter ölçeğine göre büyüklüğü ile üst merkez büyüklüğü bölgesindeki en büyük şiddeti arasında bir ilişki vardır.
DEPREM KUŞAKLARI
Depremler belli deprem kuşakları boyunca oluşmaktadır. Türkiye’de geçmişte olan tarihi depremler, deprem kuşaklarına olan uzaklıklar, jeolojik yapı durumu göz önüne alınarak Türkiye 5 deprem bölgesine ayrılmıştır.
1. ve 2. deprem bölgeleri en tehlikeli deprem bölgeleridir. Buralarda
çok şiddetli depremlerin olacağı beklenir. 3. ve 4. deprem bölgelerinde daha küçük şiddette depremler olabilir. 5. bölge deprem bakımından tehlikesiz bölgedir. Bu bölgelerde deprem olmamakta ve ya hasar yapmayacak şekilde küçük şiddetli depremler olabilmektedir.
1. deprem bölgesinde 70 - 80 sene içerisinde en fazla 9 şiddetinde
 bir kere deprem olacağı kabul edilmektedir. 2. derece deprem bölgesinde aynı süre içersinde en fazla 8 şiddetinde, 3. deprem bölgesinde aynı süre içerisinde 7 şiddetinde, 4. deprem bölgesinde aynı süre içerisinde 6 şiddetinde deprem olacağı beklenir.
DEPREM HASARLARI
Deprem de hasarlara etki eden unsurlar.
a.     Depremin büyüklüğü
b.     Yerel zemin şartları
c.     Yapının özellikleri
d.     Yapı elemanlarının tasarımı
e.     Kullanılan malzeme kalitesi
f.     Gerekli dayanımın sağlanması
g.     İşçilik

Hasar Yüzdeleri:
Kalitesiz beton kullanımı : % 90
Demirlerin paslanması     : % 64
Mimarı hatalar                : % 12
Zemine bağlı sorunlar      : % 23
Yapının yaşlanması           : % 16
Uygulama hataları           : % 99


YAPISAL OLMAYAN DEPREM HASARLARI
1.      Can kayıpları,
2.    Yaralanmalar,
3.    Kamu hizmetlerinde aksaklıklar,
4.    Ekonomik kayıplar ve iş kayıpları,
5.    Yetersiz gecikmesi ve ya almaması,
6.    Zaman kayıpları,
7.    hasarları,
8.    Kaynak israfı,
9.    Stres (barınma, ısınma,gibi),
10. Ruhsal yıkıntılar
(Prof. Dr. Ahmet Mete IŞIKARA - T.C Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Deprem Şurası Paneli)

TSUNAMİ (DEV DENİZ DALGALARI)
Derin denizde oluşan depremlerde yayılan sismik dalgalar su içerisine girdiklerinde denizde dalgalar oluştururlar. Bu dalgalar depremin büyüklüğü, derinliği gibi etmenlere bağlı olarak büyük ve küçük olabilirler. Dalga yüksekliği 30 m’ye ulaşabilir.
Örneğin tarihteki büyük tsunamilerden biri, 15 haziran 1896’da Japonya, Sanriko’da meydana gelmiştir. Oluşan dalgalar pasifik okyanusunu 10.5 saatte (750km/saat) hızla geçip Amerika’ya ulaşmıştır. 30 m yüksekliğindeki bu dalgalar kıyıdan 120km içeri girerek Miyako şehrini yok etmiştir.
8 büyüklüğündeki bir deprem Hiroşima’ya atılan atom bombasının 1000 katı enerji açığa çıkarır.
(Tuncay TAYMAZ - Deprem özel sayısı Cogito Yapı Kredi Yayınları)

ZEMİN - DEPREM - YAPILAR
Depremlerde yapısal hasara etki eden faktörler üç grup altında toplanabilir.
1.      Deprem,
2.    Zemin,
3.    Yapı özellikleri.
Zemin tabakalarının kalınlık yer altı su seviyesi gibi özelliklerinin kısa mesafeler içinde çok değişebilmesi, farklı bölgeler de inşaa edilmiş aynı tip yapılarda farklı deprem hasarlarına neden olabilmektedir.
Zemin tabakaları, içinden geçen deprem dalgalarının özelliklerini etkilediği kadar, deprem dalgaları, örneğin zeminin sıvılaşması ve şev kaymalarında gözlendiği gibi zemin tabakalarının mukavemet ve şekil değiştirme özelliklerini de etkiler.
Bu nedenle ülkemizde şehirleri zemin özelliklerine göre bölgelere ayırarak yeniden yapılaşmanın sağlanması gerekir.
Böyle bir çalışmanın ilk aşamasında kaya ve zemin tabakaları, bu tabakaların özellikleri, bölgenin sismolojik ve jeolojik yapısı detaylı bir şekilde incelenmelidir.
Yapılan araştırmalar depremler sonucu yapılar da meydena gelen hasarlar da, zemin faktörünün çok önemli olduğunu göstermektedir.

DEPREME DAYANIKLI YAPI KAVRAMI
Yapı tasarımını iki ana başlık altında toplayabiliriz.
1.      Mimari tasarım
2.    Taşıyıcı sistem tasarımı
Bu iki tasarım için, kötü tasarlanmış yapıyı iyi bir, depreme dayanıklı yapıya dönüştürecek güç yoktur, denilmektedir.

YOUTUBE VIDEO LIST

italya seyahat / tatil müzik esnaf youtube

MOBESE TV

Google+ Followers

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

MOBESE TV